ÇOCUKLARIMIZA VAKIF RUHUNU AŞILAMAK

0

İnsanı en değerli kılan şey, bir menfaat ve karşılık beklemeden gönülden yaptığı eylem ve faaliyetlerdir.Osmanlı döneminde Tunus sokaklarında gezerken ağlayan bir çocuğa rastlayıp, çocuk; “annesinin ona zeytinyağı almak üzere para verdiğini, parayı düşürdüğünü, annesinin ona inanmayacağını” söyleyince, çocuklar ağlamasın diye “Parasını Düşüren Çocuklar Vakfı” kuran bir ecdada sahibiz.

 İnsanı en değerli kılan şey, bir menfaat ve karşılık beklemeden gönülden yaptığı eylem ve faaliyetlerdir. İnsan ruhunu besleyen, onun yaşama tutunmasını sağlayan ve yaşamı anlamlı kılan eylemlerdir bunlar. Bu nedenle gönülden yapılan faaliyetleri sadece yaşı kemale ermiş insanların işi olarak algılamak doğru değildir.

Toplum içinde sosyal dayanışmanın sağlanması, yardım gereken yerlere yardım elinin uzatılması, acı ve mutlu günlerin paylaşılması için insanlar arasındaki ilişkinin düzgün ve iyi olması gerekir. Bu ilişki ve dayanışmayı sağlayan kurumların başında gelir vakıflar.

Kültürümüzün en temel taşları olan vakıflar, tarihimiz boyunca her alanda oluşan boşlukları doldurmuş ve insan olmanın yüce değerini her zaman yaşatmışlardır.Beyazıt Camii’nin kapısından geçenlerin divitlerine mürekkep dolduran Mürekkep Vakfı okuma yazmayı teşvik ediyor, yorulan hamalların yüklerini koyarak dinlenmeleri için çeşitli yerlere dinlenme taşları yaptıran Nakibül Eşraf Esad Efendi Vakfı ise işçi hakları savunuculuğu yapıyordu.

Osmanlı döneminde Tunus sokaklarında gezerken ağlayan bir çocuğa rastlayıp, çocuk; “annesinin ona zeytinyağı almak üzere para verdiğini, parayı düşürdüğünü, annesinin ona inanmayacağını” söyleyince, çocuklar ağlamasın diye “Parasını Düşüren Çocuklar Vakfı” kuran bir ecdada sahibiz.

Modern çağın en büyük sorunu şefkat ve empati yoksunluğu olsa gerek. Günümüz çocukları dünyayı sadece kendi dar çevreleri olarak algılıyor, etraflarında olup bitenlerden habersiz yetişiyorlar. Böyle olunca da ellerinde olanın değerini anlamakta hayli zorlanıyorlar.  Çevresindeki her türlü yardıma muhtaç insanlarla ilgilenmek, ihtiyacı olanların ihtiyaçlarını gidermek, çocuklara hayatla ilgili birçok şey öğretir.

Merhamet duygusunu besler ve büyütür. Yaşamları boyunca insanlara karşı yardımsever olmalarını sağlar. Bu nedenle çocuklarımızın derslerini takip ettiğimiz, sınavları için heyecan duyduğumuz kadar, ailece ilgilenebileceğiniz toplumsal sorunları tespit edip bu konuda neler yapabileceğimiz konuşmamız da gerekir.

Yakın çevremizde ulaşabileceğimiz hayır kurumlarını çocuklarımıza tanıtmalı, amaçlarını ve işlevlerini anlatmalı, nasıl destek verebileceğimizi tartışmalıyız. İşe yaşlı ve yanında kimsesi olmayan bir komşumuzu ya da şehrimizdeki bir huzur evinde kalan nine ve dedelerimiz ziyaretle başlayabilir, mahallemizdeki oturan muhtaç bir aileye yardım elini uzatarak da devam edebiliriz. Birlikte aşevlerine gidip, orada dağıtılan ya da yenen yemeklerin kıymetini öğrenmelerini sağlayabiliriz.

Ülkemizde mültecilerin hayli fazla olduğu bu günlerde, çocuklarımızın belli aralıklarla evlerde ya da kamplarda bu çocukları ziyaret etmeleri, onlara kendi elleri ile hediyeler götürmeleri vakıf kültürünün temellerini atmada büyük katkı sağlayacaktır.

Çocuğun ihtiyacı olmayan kitap, oyuncak ve kıyafetleri ihtiyacı olanlara vermesini, biriktirdiği harçlıklarla yardım etmesini, en önemlisi de bir kez dahi olsa en sevdiği bir oyuncak ve kıyafetini ihtiyaç sahibi birine vermesini teşvik ederek sağlamak gerekir. Sonunda bu davranışların onları ne kadar mutlu ettiğini göreceksiniz. Çünkü insan ruhu birine yardım ettiğinde mutlu olmaya ve huzur bulmaya kodlanmıştır aslında.

Kaynak: Mücahit Öztürk -Yenişafak

 

Paylaş

Bir Yorum Bırakın

Close
Please support the site
By clicking any of these buttons you help our site to get better